Benim Hayatım, Benim Hikayem

Herkes gibi 7 yaşından itibaren 11 yıl öğrencilik sürecinden geçtim. Yaz tatillerinde pazarda su sattım. Sonrasında matbaada çıraklık, oyuncakçı ve su bayisinde tezgahtarlık gibi işlere de girdim. Ancak bu girişimlerimden hiç biri beni mutlu etmedi. Lise yıllarında bilgisayara olan merakımı keşfettim. Okuyacak, çalışacak, “bilgisayarcı” olacaktım. 96 yılında “bilgisayar” kullanabilenin sırtı yere gelmezdi. Sektörün önü çok açıktı ve insanlar sana “dahi” gözüyle bakıyorlardı.

96 yılında Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın semtimizde ilk olarak açtığı Eğitim Parkı‘nda bilgisayarla tanıştım. Lise’den kalan boş zamanlarımda evimin önünde oyuncak satarak biriktirdiğim parayla iki bilgisayar kitabı almıştım. Hatta o zaman annem; “Oğlum bu kitaplara ne para veriyorsun, sanki bilgisayarcı mı olacaksın” diye söylenmişti. Üç kuruş para önemliydi, çünkü yoktu! Bütün çabalarım, azmim, heyecanım sayesinde bilgisayara olan merakım çok kısa sürede mesleğim oldu.

17 yaşında eğitim parkında sigortalı olarak işe başladım. 18 yaşını doldurduğumda eğitim parkına yazılım satan şirkete geçtim. 19 yaşında kendimi TEMA Vakfı’nın bilgi işlem departmanında buldum. Orada da 18 ay çalıştıktan sonra askerlik görevi için ayrıldım. Hayata döndükten sonra aile sorumluluğunu üstlendim ve tekrar bilgisayar teknik desteği veren bir şirkette çalışmaya başladım. Aynı anda Anadolu Ünv. Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldum. Okullu bir bilgisayar mühendisi olamadım ama işi mutfağında öğrenen alaylı bir uzman olmayı başardım. Son 8 yıldır özel bir şirkette Bilgi İşlem Sorumlusu olarak çalışıyorum.

Her çalıştığım şirket, her tanıdığım insan bana yeni deneyimler kazandırdı. Geçen yıllar içinde “Bilgisayar” sektörü sürekli gelişti ve adı “Bilişim” sektörü oldu. Artık sadece “bilmek” yetmiyordu. 35 yaşına geldim. Şu an çok şükür bir sıkıntım yok, hayatımı idame ettirebiliyorum. Ancak yaş ilerliyor ve gelecek benim içinde geliyor! Geriye dönüp baktığımda çalıştığım 18 yıl boyunca sektörden kazandığım parayla sadece hayatımı idame ettirebildiğimi ve gelecek için hiçbir yatırım yapamadığımı farkettim. Geçmiş olsun!

Piyasaya baktığımda;

  • Çok fazla “işsiz” olduğunu,
  • İş verenlerin “ucuz iş gücü” aradığını,
  • Asgari ücretle çalışacak gençlerin tercih edildiğini,
  • 20’li yaşlarda taze mühendis gençlerin piyasaya girdiğini,
  • 40 yaşından sonra deneyimli insanların ıskartaya ayrıldığını,
  • Geçinebilmek için hane halkından herkesin çalışmak zorunda olduğunu

çok net görebiliyorum.

Günü geliyor, siyasi istikrarsızlık ülke ekonomisini alt-üst ediyor. Dolar, Euro başını alıp halay çekiyor. Bu durum benim gibi evi, arabası, yatırımı olmayan sıradan vatandaşları pek ilgilendirmiyor gibi görünse de patronlardan yansıyan “varlıklarını koruma girişimi” aslında direk çalışanı etkiliyor. Sıradan bir vatandaş olarak “fakir” sınıfında olduğum için kriz var mı? yok mu? anlamıyorum bile. Sürekli krizde olmak alışkanlık yaptı!

Network Marketing Sektörüyle Tanışmam ve Devamı…

Biraz daha rahat geçinmek, yatırım yapmak, belki de işsiz kalırsam kurtarıcı iş bölgesi oluşturmak adına bir süredir ticaretle ilgilenmeye başladım. Ticarete olan ilgim, öğrenme isteğim ve bir an da kendimi içinde bulduğum girişimlerim, risk alma, pazarlama ve satış konularında daha fazla gelişmemi sağladı. Motivasyon, kişisel gelişim gibi konulara da ayrı bir ilgi duyuyor, bu konularla ilgili yayınları ve eğitimleri sürekli takip ediyorum.

25 yaşımda Network Marketing (Ağ Pazarlama) sektörü ile tanıştım. Bir takım firmalara girip işleyiş biçimini çözmeye, kazananların yanında olmaya ve başarılarının sırlarını öğrenmeye çalıştım. Ağ Pazarlama’nın organizasyon kurma ve yönetme işi olduğunu biliyordum. Fakat 35 yaşıma kadar bazı firmalarda sadece ürün kullanıcısı ve satıcısı olarak bulundum. Asıl amacım firmaların düzenlediği eğitimlere katılmaktı.

Bu arada 2011 yılında (özel sektör) kendi işimi kurma girişimim başarısızlıkla sonuçlandı ve kendi ülkemde “olmayan parayla” iş kurmanın ne demek olduğunu daha iyi anladım. Bu deneyimden sonra Ağ Pazarlama sektörüne daha çok ağırlık verdim.

2016 yılından itibaren içinde bulunduğum DXN Türkiye bünyesinde ilk defa gerçek bir organizasyon kurma yolunda ilerliyorum. Her alanda öğrenmenin hayat boyu devam ettiğine inanıyor, sürekli okuyarak, dinleyerek, deneyimleyerek daha fazla şey öğrenmeye ve öğrendiklerimi diğer insanlarla paylaşmaya gayret ediyorum.

Kendim için istediğim doğruları herkes için istiyorum.

ve tabii ki iyi bir lider, iyi bir yol gösterici olmak için DXN Türkiye’nin En Başarılı Lideriyle çalışıyorum. Ağ Pazarlama sektörünü anlamak için “Network Marketing Nedir?” başlıklı yazımı okuyabilirsiniz ve tanışmak isterseniz, beklerim.

Mevlana demiş ki;

Kardeşim! Sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et ve kemiksin,
Gül düşünürsen gülistan olursun,
Diken düşünürsen dikenlik olursun.

Sağlıkla Kalın, Varlıkla Yaşayın.

Sevgi ve Saygılarımla
Volkan Verdi

Cevapla